This is not a narration.
This text
makes visible the silent bond
between ancient symbols and life.
It does not explain.
It reads.
Haddini Bilen İnsan
Bu metin, sınırı çizmek ile sınırı taşımak arasındaki farkı; gücün, sorumluluğun ve bilincin dengede olduğu 8 bilinci üzerinden ele alır.
Haddini Bilen İnsan, sınırı savunma değil, varoluş hali olarak tanımlayan bir hatırlamadır.

Sınır, Güç ve Bilinç Üzerine Bir Hatırlatma
Had, sanıldığı gibi geri durmak değildir.
Had, susmak ya da küçülmek hiç değildir.
Had; sınırı bilmektir.
Ama bu sınır dışarıdan çizilen bir çizgi değil, içeriden kurulan bir dengedir.
Sınır Çizmek Değil, Sınırı Taşımak
İnsan çoğu zaman sınırı bir savunma mekanizması olarak öğrenir.
Oysa gerçek sınır, savunmaya ihtiyaç duymaz.
Sınır çizilirken güç harcanır.
Sınır taşınırken güç yerine oturur.
Bu ayrım, bilincin derinleştiği noktadır.
2’nin Öğrettiği ve 8’in Tamamladığı
İkilik bilinciyle insan “ben” ve “öteki”yi ayırt eder.
Bu ayırt ediş, sınır fikrini doğurur.
Ama sınırı yaşamak,
onu korumak,
ve onun bedelini üstlenmek başka bir aşamadır.
Bu aşama, otoritenin değil;
sorumluluğun alanıdır.
8’in Söylediği Şey Çok Nettir
8 sayısı şunu fısıldar:
“Ne fazlayım,
ne eksiğim.
Olduğum yerdeyim,
ve bu yerin sorumluluğunu alıyorum.”
Had burada bir yasak değil,
bir denge noktasıdır.
Aşırılıkla eksiklik arasında kurulan sessiz bir merkezdir.
Haddini Bilen İnsan Kimdir?
Haddini bilen insan:
gücünü bilir,
gücün bedelini bilir,
taşıyamayacağını zorlamaz,
taşıyabileceğini inkâr etmez.
Ne geri çekilir,
ne taşar.
Geçilmezdir, çünkü saldırmaz.
Sessizdir, çünkü nettir.
Bu Bir Öğreti Değil, Bir Hatırlamadır
Burada anlatılan şey üstünlük değil,
hiyerarşi değil,
hakimiyet hiç değildir.
Bu bir yerini bilme halidir.
Kendini küçültmeden, başkasını aşmadan.
Haddini bilmek,
kendini sınırlamak değil;
kendini doğru yerde taşımaktır.
.png)