Bu bir anlatım değildir.
Bu metin,
kadim sembollerle hayat arasındaki
sessiz bağı görünür kılar.
Açıklamaz.
Okur.
Aynı Sabaha Uyanıyoruz Ama Kaldığımız Yerler Aynı Değil
Aynı olaylar yaşanır, fakat zaman herkes için aynı ritimde akmaz.
Bu fark, sayıların sembolik dilinde açık bir karşılık bulur.

Zaman algısı, döngü farkı ve sayıların dili üzerine
Kadın ve erkeğin birbirini tam olarak anlayamamasının ardında, çoğu zaman fark edilmeyen bir zaman farkı bulunur.
Aynı olaylar yaşanır; fakat kadın ve erkeğin fizyolojik ve biyolojik yapısı bu olayları aynı şekilde kaydetmez.
Bu yüzden kadın ve erkek, aynı sabaha uyanmaz.
Sabah olduğunda erkek için gün çoğu zaman sıfırdan başlar.
Yeni bir enerji, yeni bir yön, yeni bir hareket hissi oluşur.
Bir önceki gün yaşanan duygular, zihinsel olarak geride kalmış gibidir.
Kadın içinse sabah, dünün tamamen bittiği bir yer değildir.
Duygu hâli, zihinsel izler ve içsel süreç devam eder.
Bu yüzden dışarıdan bakıldığında konular “uzatılıyormuş” gibi görünür.
Oysa çoğu zaman uzatılan bir şey yoktur; henüz tamamlanmamış bir süreç vardır.
Bu noktada iki iç ses karşı karşıya gelir:
Erkek tarafında:
“Bu konu neden hâlâ burada?”
Kadın tarafında:
“Demek ki benim için önemli olan şey, onun için değil.”
Bu aşamada her iki taraf da suçlu aramaya yönelir.
Oysa mesele çoğu zaman niyet değil, zaman algısı farkıdır.
Döngü Meselesi
Kadın ve erkek bedenlerinin zamanla kurduğu ilişki aynı değildir.
Çünkü zaman, herkes için aynı yerden başlamaz ve aynı hızda ilerlemez.
İşte bu noktada anlatım, sembolik bir dile ihtiyaç duyar.
1 ve 2’nin Hikâyesi
Nümerolojide 1, Güneş ile ilişkilendirilir.
Güneş doğar, yol gösterir, yön verir ve batar.
1 başlatıcıdır.
Eril enerjiyi temsil eder.
Liderdir.
Ama 1’in doğasında şunu bilmek gerekir:
Elinden tutup götürmek yoktur.
Yolu gösterir; yürüyüş başkasına kalır.
2 ise Ay’dır.
Anne enerjisidir.
Şefkat, merhamet ve kapsayıcılıktır.
Şefkat anlık değildir.
Merhamet bir defalık olmaz.
Destek olmak, süreklilik ister.
Bu yüzden 2’nin doğası döngüseldir.
Hatırlar.
Taşır.
Bekler.
Yanında kalır.
1 günlük döngülerle şefkat oluşmaz.
Elinden tutup birlikte yürümek, zamana ihtiyaç duyar.
Kopuş Nerede Başlar?
Bu iki yapıdan aynı ritmi beklemek, kaçınılmaz olarak çatışma üretir.
Ve bu çatışma, 2’nin alanında ortaya çıkar.
Çünkü 2, detayla düşünen yapıdır.
Hatırlayan, irdeleyen, bağlantılar kurandır.
Bir şey kapanmadıysa onun üzerinde durur.
Düşünür.
Tartmak ister.
Anlamak ister.
Bu nedenle çatışmayı başlatan taraf çoğu zaman 2’dir.
Ama bu başlatma, kavgadan değil tamamlanmamışlıktan doğar.
1 içinse tablo farklıdır.
1 başlatmıştır.
Yön göstermiştir.
Kendi açısından döngü kapanmıştır.
Bu yüzden 1’in iç sesi genellikle şudur:
“Neden sürekli tartışıyoruz?”
Oysa 2’nin sorduğu şey tartışma değildir.
2 şunu sorar:
“Bu gerçekten bitti mi?”
Burada biri huzur bozmaz.
Diğeri duyarsız değildir.
Sadece zamanı farklı okuyan iki yapı vardır.
İnsan-ı Marifet Ne Söyler?
İnsan-ı Marifet şunu hatırlatır:
Haklılık aramak yerine ritmi fark etmek.
Çünkü ilişki, “kim doğru?” sorusuyla değil,
“nasıl yürünüyor?” sorusuyla şekillenir.
Biri ışık olur.
Gün olur.
Yolu görünür kılar.
Biri geceyi tutar.
İlham olur.
Yara sarar.
Sessizlikte kalanı taşır.
Ve bu fark anlaşıldığında,
çatışma bir sorun olmaktan çıkar;
bir tercüme ihtiyacına dönüşür.
Küçük Bir Eşik
Bu yazı, ilişkinin zaman farkına bakar.
Ama her kopuş burada bitmez.
İletişim neden bozulur?
Güven neden aynı anda oluşmaz?
Sorumluluk neden bir noktada ağırlaşır?
Bu sorular, 3 – 4 – 6’nın alanına girer.
3, 4 ve 6 açılmadan,
1–2’de yaşanan hiçbir çatışma gerçekten kapanmaz.
Bu yolculuğun devamı, İnsan-ı Marifet’in üyelik alanında.
.png)